92406 kayıt bulundu.
uzaktan akraba, uzaktan eğitim, uzaktan kumanda, uzaktan merhaba, uzaktan uzağa, uzaktan yakından
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Uzak yerden
1. Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı.
1. Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı.
2. Şahsen
1. isim , isim , isim , isim , Öğrenci ile öğretmenin yüz yüze olmadan çeşitli iletişim araçları kullanılarak belli bir merkezden yapılan eğitim biçimi
1. isim , isim , isim , isim , Televizyon, müzik seti vb. aletleri, otomobil, oyuncak otomobil vb. araçları belli bir uzaklıktan çalıştırmaya yarayan kablosuz alet
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirme
1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Yakın ahbaplık bulunmadığını veya istenmediğini anlatan bir söz
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çok uzakta
1. Uzaktan uzağa arkamdan iki gölge peydahlandı.
1. Uzaktan uzağa arkamdan iki gölge peydahlandı.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birazcık, az buçuk, tam olmayarak
1. Mızıkaların çaldığı kantolar arasında uzaktan uzağa tanıdığı havalar da vardı.
1. Mızıkaların çaldığı kantolar arasında uzaktan uzağa tanıdığı havalar da vardı.
3. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , İlgisi az olan
1. zarf , zarf , mecaz , mecaz , zarf , zarf , mecaz , mecaz , Herhangi bir bakımdan
1. Buranın beyleri uzaktan yakından birbirinin hısımlarıdır.
1. Buranın beyleri uzaktan yakından birbirinin hısımlarıdır.
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Algılanan nesnelerin temel niteliği
2. Bir nesnenin uzayda kapladığı yer, vüsat
1. isim , isim , isim , isim , Uzamak işi
1. Seyahatin uzaması ihtimali de çoktur.
1. Seyahatin uzaması ihtimali de çoktur.
uzun uzadıya
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Uzun duruma gelmek, boyu büyümek
1. Kısa boylu Japon cinsi bile sporla üç parmak uzadı.
1. Kısa boylu Japon cinsi bile sporla üç parmak uzadı.
2. Çok zaman tutmak, uzun sürmek
1. Yılan masalı gibi uzadı gitti bu iş.
1. Yılan masalı gibi uzadı gitti bu iş.
1. -e , -e , -e , -e , Uzanma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi.
1. Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi.
2. Uzanma becerisi bulunmak
1. isim , isim , isim , isim , Nitelik, özellik, ölçü, boyut
2. gök bilimi , gök bilimi , gök bilimi , gök bilimi , Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı
3. fizik , fizik , fizik , fizik , Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı
1. isim , isim , isim , isim , Uzanma işi
1. Bir dildeki sözcükleri deştikçe, olağan şey bu, doğrultuları izlenebilen köklerin bazen hiç beklenmedik bir uzanışla yabancı dil bölgelerinden beslendiği görülür.
1. Bir dildeki sözcükleri deştikçe, olağan şey bu, doğrultuları izlenebilen köklerin bazen hiç beklenmedik bir uzanışla yabancı dil bölgelerinden beslendiği görülür.
1. -e , -e , -e , -e , Çabucak uzanmak
1. Sırtımı yere getirene aşk olsun, diyerek yüzükoyun çayırın üzerine uzanıverdi.
1. Sırtımı yere getirene aşk olsun, diyerek yüzükoyun çayırın üzerine uzanıverdi.
Telaffuz : uzanı'vermek
1. -e , -e , -e , -e , Boylu boyunca yatmak
1. Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni.
1. Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni.
2. Gitmek
1. Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım.
1. Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım.
3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir alana yayılmak
1. Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor.
1. Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor.
4. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir şey boyunca sıralanmak
1. İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi.
1. İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi.
5. Yetişmek, ulaşmak
6. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
1. Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı.
1. Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı.
7. argo , argo , argo , argo , Sarkıntılık etmek
1. isim , isim , isim , isim , Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm
2. Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası
1. Kitaplar ve uzantıları önemli olabilir ama gerçekte yaşananı silmeli mi?
1. Kitaplar ve uzantıları önemli olabilir ama gerçekte yaşananı silmeli mi?